Yağ Vücuda Sağlıklı Mıdır?

null

Yağ sağlıklı mıdır?

Son 15 yılda yağları, modern diyetlerin düşmanı olarak tanımladık. Ancak yapılan son çalışmalar, tüketilen bazı yağların düzgün çalışan bir vücut için sağlıklı ve şaşırtıcı derecede gerekli olduğunu göstermektedir. Diyetlerimiz de bazı yağlara ihtiyaç vardır ve onlar olmadan, vücudumuzdaki çeşitli organların işleyişi bozulabilir.

Yağlı hamburgerlerde ve çeşitli kızartmalarda kötü yağlar olduğu gibi, somon ve lahana gibi tüm doğal gıdalarda bulunan iyi ve doğal olarak ortaya çıkan yağlar da bulunmaktadır.

Genel olarak Omega-3 Yağ Asitleri olarak bilinen bu yağ asitleri, yağın yapı taşları ve temelleri olarak lanse edilmiştir. Omega-3 grubunda DHA ve EPA olmak üzere çok iyi bilinen iki yağ asidi türü bulunur.

Omega-3 yağ asitleri, EYA‘lar (Esansiyel Yağ Asitleri) olarak adlandırılan yağ grubuna girer ve bunlar, vücudun doğal olarak üretmek için çalıştığı yağlardır. Bu nedenle, doğal Omega-3 yağ asitleri içeren gıdaları düzenli olarak tüketmeniz önemlidir. Bunun için diyetimize dahil edilecek en iyi gıdalar, somon, bazı alabalık ve ton balığı gibi her türlü soğuk su balıklarıdır. Ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzeler de oldukça yararlıdır.

Ayrıca, balık yağı veya krill yağı gibi Omega-3‘teki diyetinize ek bir takviye dahil edebilirsiniz.

Kyäni Sunset‘in bir porsiyonu, bağışıklık sisteminizin, kalbinizin, kemiklerin ve kaslarınızın normal işleyişine katkıda bulunan DHA-EPA, A ve D Vitamini içerir.

Çevrimiçi mağazaya giriş yaparak hemen sipariş verebilirsiniz: shop.kyani.net

Advertisements

Kilo Vermek İçin C Vitamini Tüketin

Diyetisyen Ulaş Özdemir diyor ki; Sağlıklı bir yaşamın devamlılığı için vücuda alınan vitaminlerin çok büyük önem taşıdığını ve bu vitaminlerden özellikle C vitaminin vücutta kilo kaybına yardımcı olduğunu belirtti.

 

Kilo-Vermek-icin-C-Vitamini-Tuketin

Yeterince alınmayan vitaminlerin birçok sağlık problemine niçin olabileceğini belirten Anadolu sağlık Merkezi Beslenme ve diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, D vitamininin kemik sağlığı için önemini vurgulayarak “D vitamini kemik kaybını azaltır, kas gelişimini sağlar ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Patates D vitamini deposudır sadece kafi güneş ışığıyla birlikte tüketilmeli” dedi.

A VE E VİTAMİNLERİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Göz sağlığını korumak için en temel vitaminin A vitamini olduğuna değinen Özdemir, “Havuç, maydanoz, dereotu, ısırgan otu, pazı, taze nane, sarı biber, kayısı ve rokada bulunan A vitamini, enfeksiyonlara karşı savaşır, bağışıklık sistemini sağlamlaştırır ve cilt sağlığını korumada önemli rol oynar. Bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğer vitamin de E vitaminidir. Çam fıstığı, kayısı, kabak, lahana, marul, domates ve fasulyede bulunan E vitamini bağışıklığı güçlendirmesine ek olarak kalp sağlığı için de önemlidir. E vitamini ayrıca cilt ve deri sağlığını sağlamlaştırır, hastalıklarda koruyucu tedavi sağlar ve yaşlanmaya bağlı hafıza sorunlarını giderir” açıklamasında bulunmuş oldu.

YARALANMA VE KESİKLERDE KANIN PIHTILAŞMASI İÇİN K VİTAMİNİ GEREKLİ

Brüksel lahanası, kıvırcık marul, ıspanak, şalgam, pancar, pazı, kale marulu ve kuşkonmazda K vitamininin bolca bulunmuş olduğunu söyleyen Özdemir, “K vitamini ayrıca yaralanma ve kesik şeklinde durumlarda kanın pıhtılaşmasını sağlar” dedi ve şöyle devam etti:

HAFIZA VE BEYİN İÇİN B VİTAMİNİ

“B vitamininin gelişme ve gelişmeyi sağlar. Ayrıca bellek ve beyin sağlığı için fazlaca önemlidir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek kansızlığı engeller. B vitamini hayvansal gıdalar, erik, patates, brokoli, bezelye, kuşkonmaz, muz ve avokadoda bulunur.

KİLO VERMEK İÇİN C VİTAMİNİ ŞART

C vitamini tansiyonu düzenler, enfeksiyon hastalıklarına karşı koruyucudur. Demir eksikliğine de iyi gelen C vitamini kilo kaybına destek sağlar ve diş sağlığı için önemlidir. Kırmızı biber, maydanoz, şalgam, limon, lahana, kivi, çilek, yaban mersini C vitamini deposu besinlerdir.”

Sağlıkla İlgili Doğru Bilinen 5 Yanlış

Her gün sağlığımızla ilgili televizyondan internetten veya arkadaşlarımızdan, birçok bilgi ediniyoruz ama bunların hangisi doğru hangisi yanlış bilmiyoruz

Sağlık hakkında ençok bilinen 5 yanlışı sıraladım.

 

mikrodalga yiyeceklerin besin değerini azaltir

Mikrodalga yiyeceklerin besin değerini azaltır…

Bu yaygın inanışın tam tersine yiyecekleri mikrodalgada pişirmek, yiyeceği tüketmek için en yararlı yoldur, yiyeceklerin içindeki, su moleküllerini yavaş yavaş harekete geçirerek, yiyecekler ısınmış olur. böylece yiyec

eklerin fazla pişmesi de önlenmiş olur. Hatta mikrodalga fırınlar bazı yiyeceklerin besin değerini bile artırabilir,

havucbesinler

 

Örneğin;

Domates ve havucun antioksidan değeri, mikrodalga fırında piştikten sonra artmaktadır. ayrıca yumurtanın da hazmı kolaylaştırır.

5 saniye kurali

5 Saniye Kuralı…

virüsler

5 saniye kuralına göre, yere düşen yiyecek. 5 saniye içinde yerden alındığında, üstüne mikrop bulaşmadığı kabul edilir, yapılan bilimsel araştırmalara göre..

Yere düşen yiyeceği anında e koli denilen bakteri bulaşır, bu bakteri, bağışıklık sistemi güçsüz olan insanlarda birçok hastalığa hatta ölüme yol açabilmektedir.

 

portakal suyu sagliklidir

Portakal Suyu Sağlıklıdır…

Marketten aldığımız portakal suları, besin değeri açısından sodadan daha yararlı değildir. Reklamlarda, portakal suyu taze sağlıklı ve vitamin açısından zengin olarak tanıtılır taze sandığımız o portakal suları, raf ömrünü artırmak için birçok süreçten geçirilir.

portakal suyu

Örneğin, meyve suyu oranın artırmak için portakal suyundaki oksijen ayrıştırılır Bu olay, aynı zamanda portakal özsu’nun da ayrılması demektir. ayrılan bu öz su daha sonra parfüm şirketlerine verilir. doğal tadı alınmış, meyve suyun tekrar tatlandırmak için. birçok şeker ilave edilir. ilave edilen bu şeker oranını koko kola’dakinden daha fazladır, ayrıca meyve suları, ikinci tip diyabete yol açmakla ilişkilendirilmiş’tir.

Karbonhidrat Kilo Yapar

Karbonhidrat Kilo Yapar…

karbonhidratinsanlar, karbonhidrat yemeyi kestikten sonra kilo vermeye başladığını fark eder. aslında kilo vermenin sebebi. Karbonhidrat yememek değil. karbonhidratın da içinde bulunduğu yüksek kalorili gıdaları tüketmemektir örneğin, yağ peynir ve şeker gibi. Bir gram karbonhidrat, bir gram yağda bulunan kalorinin yarısı bulunur. Hatta karbonhidrat tüketmek sindirimi kolaylaştırır ayrıca lifli yapısından dolayı tok hissetmemizi bile sağlar.

oruc tutmak vucuttaki toksitlerden kurtulmaya yardimci olur

Oruç Tutmak Vücuttaki Toksinlerden Kurutulmaya Yardımcı Olur…

Vücuttaki toksinlerden kurtulmanın yolunun, oruç tutmak olduğuna dair fikrin, tıbbi bir dayanağı yoktur. karaciğerimiz böbreklerimiz temiz ve akciğerimiz 7 / 24 vücudumuzu toksinlerden arındırmak için çalışır. halihazırda çalışan bu fonksiyonları arttırmak için bilinen bir yöntemi yoktur. Konuda yapılan çalışmalarda oruç tutmanın, vitamin eksikliğine ve kilo kaybına yol açtığı görülmüştür.

Neden Besin Tamamlayıcısı Kullanmalıyız?

Neden Besin Tamamlayıcısı Kullanmalıyız?

Kyani‘nin ticaretini koyduğu ürünler, dört bilim adamı tarafından insan vücudunda düzenli olarak çalışmakta olan 8 sistemi desteklemek amacıyla dizayn edilmiştir.

Neden Besin Tamamlayicisi Kullanmaliyiz-1

Bu bilim adamları, ürünlerle ilgili her türlü tıbbi araştırmanın sonuçlarını da www.siciende.kyani.com İnternet sitesine koymuşlardır.

Kyani ticaretinin, besin tamamlayıcıları üzerine kurmuştur.

Peki neden besin tamamlayıcısı kullanmalıyız?

Neden Besin Tamamlayicisi Kullanmaliyiz-2

Şimdi yazacağım sorulara cevap vererek, bu sorunun cevabını kendiniz de bulabilirsiniz…

Yediğimiz besinler ne kadar doğal?

Yetiştikleri yerler, ne kadar sağlıklı?

Nasıl saklandılar?

Bize kaç günde ulaştılar?

İçeriklerinde ne kaldı?

Sonuçta; Siz ne kadar sağlıklı besleniyorsunuz?

Continue reading “Neden Besin Tamamlayıcısı Kullanmalıyız?”

Kırmızı ve Mor Meyvelerin Faydaları

Kırmızı ve Mor Meyvelerin Faydaları

Son yıllarda birçok doktor ve araştırmacı tarafından. Bu faydalar vurgulanmakta Ve insanlara bu meyveleri tüketmeleri tavsiye edilmektedir.

kirimizi ve mor meyvelerin yararlari

Kırmızı ve Mor meyveler;En güçlü antioksidanlardır. Hücreleri korumaya, iltihaplanmaların vücuttan atılmasına, Kalp sağlığını korumaya yaşlanmaya ve strese karşı korumaya, Enerji arttırılmaya Ruh sağlığını korumaya yardımcı oluyorlar. Ayrıca bağışıklık mekanizmasını desteklerler.

Kyani Sunrise’ı duydunuzmu ?

İçerisinde tam 11 adet kırmızı mor meyve, alo-vera, noni ve Bi polenin karışımı bulunmaktadır.  Detaylı Bilgi İçin > KYANİ SUNRİSE

 

Nitrik Oksit Nedir? Nitrik Oksit Ne İşe Yarar?

Bir hayli insanın hayatı süresince ismini birkaç defa duyduğu ancak ne olduğunu tam olarak bilmediği bu bileşim, insan hayatının devam etmesine vesile olan çok ehemmiyetli maddelerden birisidir.

Nitrik oksit (NO); nitrojenin oksitlenmesiyle ele geçirilen, renksiz, zehirli bir gaz olarak tanımlanır. Bir nitrojen ile bir oksijen atomunun bileşiminden olan bir moleküldür.

Son yirmi senede yapılan yoğun araştırmalar, bu molekülün hücreler arası haberleşmede temel bir görev üstlendiğini ortaya çıkarmıştır. Nitrik oksit, insan vücudunda natürel olarak üretilen bir hormon, başka bir deyişle kimyevi bir habercidir; sinir, dolaşım, savunma, solunum ve üreme sistemlerinin hayati işlevlerinin tertip etmesinde stratejik bir rol oynamaktadır. Nitrik oksidin çok ehemmiyetli bir görev üstlendiği yerlerden biri de damarlarımızdır.

Mükemmel molekül nitrik oksit sayesinde, vücudun değişik ortamlara göre değişen ihtiyaçları otomatik olarak sağlanır. Kan damarlarının, spor yaparken genişleyerek artan kan ihtiyacını sağlaması veya yaralanma sonrasında daralarak kanamayı azaltması sözü edilen mükemmel sistemin bir neticesidir.

Nitrik Oksitin Damarlardaki Görevi Nasıl Keşfedildi?

1998 seneninde Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü’nü paylaşan üç bilim insanı, kanda bulunan nitrik oksit (NO) isimli molekülün damarda gevşetici bir tesiri olduğunu keşfetmişlerdir.

Peki, bu molekülün yaptığı tesir insana ne kazandırıyordu?

Bu meselenin yanıtı çok kısa ve net olmuştur. Hayatta kalmak. Zira nitrik oksit iki hayati uzvumuz olan beynimiz ve kalbimizin çalışmasında tertip edici rol oynar. Bu tertip edici rolünü, kanın damarlarda rahat bir şekilde akmasını ve tüm uzuvlarımızda rahat bir şekilde dolaşmasını sağlayarak gerçekleştirir. Böylelikle kan akışını tertip edip deşarj olduğu için beyin kanaması ve kalp krizi rizikosu düşer.

Bu molekülün üretilmesi ve işlevsel özelliklerini kazanması, ilmi kanıtlarla çürütülmüş olan evrim kuramını hala müdafaa edebilen bir takım Darwinist bilim insanlarının öne sürdüğü gibi hasbelkader oluşmadığını, Yüce Allah’ın yaratışının yapıtı olduğunu ispat eden kanıtlardan sadece birini oluşturmaktadır.

Kaslar(Adaleler) Nasıl Çalışıyor?

1. İkaz mesajcı veya hormon, arter üzerinde bulunan alıcılara bağlanır. Bu bağlanmanın hemen peşinden nitrik oksit (NO) açığa çıkar.

2. Endotel tabakadaki NO molekülleri düz adalelere doğru ilerler ve burada guanil siklaz (GC) enzimini harekete geçirirler.

3. GC, guanozin trifosfatı (GTP) siklik guanozin monofosfata çevirir (cGMP).

4. cGMP, kalsiyum iyonlarının hücredeki depo alanlarına gitmesine kapı aralar. Azaltılmış konsantrasyonlu kalsiyum iyonları (Ca++), aktin ve miyozinin kayarak birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan hücresel tepkileri gerçekleştirir.

5. Düz adale hücreleri gevşer.

6. Kan damarları genişler.

Nitrik oksit molekülünün hızı, günümüzün internet teknolojisiyle veya “e-mail” yoluyla iletişim kurmayı çağrıştırmaktadır. Sahiden de “nitrik oksit”, sanki elektronik posta sistemi gibi hareket etmekte; büyük bir süratle çok sayıda iletisi yerlerine iletmektedir.

Nitrik Oksit Nasıl Üretilir?

İnsan hayatı için hayati bir ehemmiyet taşıyan nitrik oksidin imalat merkezi, endotel hücresidir. İsmi L-arjinin olan bir amino asit, nitrik oksit sentez enzimi, nikotinamid adenin dinükleotid fosfat, kalmodulin, oksijen, flavin mononükleotid, flavin adenin dinükleotid, tetrahidrobiyopterin… Bu kelimelerin büyük bir çoğunluğunu hayatınızda ilk kez duyuyor olabilirsiniz. Ancak endotel hücresi bu mikroskobik maddeleri çok iyi tanır ve bunları nitrik oksit molekülünü üretmek için kullanır.

Endotel hücresi, nitrik oksit molekülünü üretmek için hangi kimyasal maddeden ne oranda kullanması gerektiğini çok iyi bilir. Yanlış veya hatalı bir üretim mevzubahis olmaz. Mesela, nitrik oksit (NO) yerine güldürücü gaz denilen nitröz oksit (N2O) üretmez.

Nitrik oksit üretiminde çok hassas dengeler mevcuttur. Sözü edilen hücreler hayatımızın her hatıranda üretim için hazır vaziyettedir; ihtiyaç baş gösterdiğinde hemen devreye girerek imalata başlarlar.

Damarlarımızın derinliklerindeki bu fevkalade fabrikaların istenmeyen zarar veren yan ürünleri yoktur. Global ısınma, asit yağmurları, etraf kirliliği gibi dünya gündemindeki pek çok meselenin kimyevi atıklardan kaynaklandığı düşünülürse, endotel hücrelerinin ne kadar başarılı bir imalat tesisi olduğu daha iyi anlaşılır. Zira nitrik oksit molekülleri 10 saniye gibi kısa bir müddet içinde görevlerini bitirerek “parçalanırlar”. Böylelikle vücutta birikerek zarar veren yan etkiler alana getirmezler. Tüm bunlar şu manaya gelir ki, endotel hücreleri kimyevi mamullerin imalatında, olabilecek en ideal metodu kullanırlar.

Endotel hücreleri gerekenden az haberci üretseydi damarlarımız daralır, kan basıncımız hızla yükselir, bu da kalp krizine yol açardı. Fazla imalat yapması vaziyetindeyse, damarlarımız aşırı genişler, kan basıncımız düşer, bu da şok vaziyetine kapı aralardı. Ancak Yüce Allah’ın esini ile hareket eden endotel hücreleri, ölümümüze kapı aralayabilecek böyle oran hatalarını asla yapmazlar. Yüce Allah Kuran’da her şeyi belli bir ölçü ile yarattığını şöyle bildirir:

 “… Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 3)

Nitrik Oksit Düzeyi Vücutta Nasıl Artırılır?

  • Doymuş yağ tüketimi azaltılarak
  • Düzenli olarak spor yapılarak
  • Sıhhatli beslenilerek. Bunun için kırmızı et tüketimini azaltmak, bol sebze ve meyve yemek, protein gereksinimini bilhassa soya fasulyesi ve haftada bir balık yiyerek karşılamak oldukça önemlidir.
  • Nitrik oksit üretimi için ayrı olarak antioksidan alınarak. Özellikle C ve E vitamini alınmalıdır. Zira antioksidanlar vücuttaki nitrik oksiti savunmaktadır.

Nitrik Oksit Damarları Nasıl Gevşetir?

Damarın gevşemesi için ilk olarak kanda bulunan bazı ikaz mesajcı hormonlar devreye girerler. Bunlar damar zarındaki alıcılara bağlanarak bu işlemi başlatırlar. Bunu ilk domino taşının düşmesiyle diğer tüm taşların birbirini etkileyerek sırayla düşmesine benzetebiliriz.

İlk taş harekete geçtikten, yani kandaki uyarı mesajcı hormon damar zarındaki alıcılara bağlandıktan hemen sonra hücre zarı adeta ne yapması gerektiğini “anlar” ve nitrik oksit üretmeye başlar.

Üretildikleri anda ne yapmaları gerektiğini “bilen” nitrik oksit moleküllerinden bazıları hızla damar düz kas hücrelerine gelirler. Burada hücreye girerek GTP isimli enzimle birleşirler. Bu, ikinci mertebedir. Ancak damarın gevşemesi için bir sonraki mertebeye geçilmesi gerekmektedir.

Nitrik oksit GTP ile birleştikten sonra cGMP isimli bir başka enzim üretilmeye başlanır. Elbette üretilen bu yeni maddenin de bu zincirde bir görevi vardır ve bunu gerçekleştirmek için miyozine gittikçe, onu harekete geçirir.

Miyozin, adale hücrelerinin adaleyip gevşemesi için ihtiyaç duyulan olan bir etkendir. Artık son evreye gelinmiştir. Miyozinin de harekete geçmesiyle son taş da düşer ve adale hücreleri gevşer.

Damarın gevşemesi işlemini olabildiğince kolaylaştırarak anlatırsak, enzimlerin faaliyetleri neticeninde adale hücreleri içinde kalsiyum konsantrasyonu azalır ki bu, liflerin ayrılmasına ve adale hücrelerinin gevşemesine yol açar. Böylelikle damarlar genişler. Hasılı damarlarımızdaki basıncın tertip etmesinde nitrik oksit molekülünün taşıdığı haberlerin hayati önemi vardır.

Damarların Gerginliğini Tertip eden Şuur Yüce Rabbimize Aittir

Damarın duvar gerginliğini tertip eden nitrik oksidin, bu kompleks işleyişi tek başına gerçekleştirmesi . Nitrik oksit damar duvarının gevşetilmesinde bir aracı olarak görev yapar. Bu gevşetilme olayı bir dizi zincirleme işlemin gerçekleşmesi ile ortaya çıkar. Şimdi bu mertebelerin tümünü kısaca maddeler halinde inceleyelim:

Dikkat edilirse bu işlemde rol alan hormon ve hücreler adeta şuurlu bir şekilde hareket etmektedirler.

  • Kandaki uyarı mesajcı hormonlar, damar zarında kendileri için uygun olan yere gittikçe, o bölgeyi etkiler ve bu süreci başlatırlar.
  • Bundan sonraki işlemlerde de aynı şuur gözlenmektedir. Her ikaz, kapkaranlık insan bedeninin içinde katiyen yolunu şaşırmadan, hep doğru yere iletilerek başarılı bir netice ele geçirilir.

Hücreler, hormonlar ve moleküllerin bu sanki şuurlu hareketleri nasıl gerçekleşmektedir?

Nasıl olur da harekete geçmeleri şart olan vakiti veyahut durmaları şart olan vakiti saniyesine kadar bilirler?

Üretilir üretilmez, sanki bir yerden buyruk almış gibi, iletilerini doğru adreslere tam vaktinde eksiksiz olarak nasıl eriştirebilirler?

Bu bilinç kendilerine ait olabilir mi? Elbette olamaz. Bir hücrenin ne vakit, ne üreteceğini ona bildiren, hormonun veya molekülün doğru adrese gidebilmesi için onlara yolu gösteren, adresin doğru olduğunu onaylayan, kısaca tüm bunları yönlendiren bir akla ve şuura ihtiyaç vardır. Bu sonsuz akıl, hücreyi, hormonları, molekülleri yaratan, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğini onlara esin eden Allah’a aittir. Her şeyi kusursuzca var eden Allah, bu özel molekülü de sayısız yaratılış kanıtlarından bir tanesi olarak var etmiştir. Kuran’da Allah’ın her şeye hakim olduğu şu şekilde bildirilmektedir:

“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)

Nitrik Oksit Evrim Kuramını Tek Başına Tekzip ediyor

Yeryüzü, kainat veyahut insan vücudu biraz derinlemesine incelendiğinde, evrim kuramının ne kadar büyük bir yanılgı olduğu kolayca anlaşılabilir. Kandaki moleküllerden yalnızca biri olan nitrik oksit dahi öylesine ayrıntılı ve akılcı hareket eder ki, bunların tesadüflerle olması olanaksızdır.

Bu vaziyette şöyle bir sual sorulabilir: Tesadüfler, nasıl olmuş da kan içinde nitrik oksidi “özel bir üretimle” geliştirebilmişlerdir? Damarlara gevşetici etkiyi veren hormonlara, hücrelere ve enzimlere teker teker görevler dağıtan, onlar için belli bir rota belirleyen, acaba hangi tesadüftür? Bu tesadüflerin tümünün mekanizmaya yararlı bir şeyler ilave etmiş olması gerekir, zira hatasız ve mükemmel bir sistem oluşsa bile, sadece tek bir yanlış müdahale, sistemi tamamiyle ortadan kaldırmaya yetecektir. Peki bu vaziyette tümüyle şuurlu gerçekleşen bu olaylara “tesadüf” denmesi olası olur mu? Şu halde sistemin her parçasında, her ayrıntınında görünen bir şuur vardır. Bilim insanları, bu konunun ayrıntılarını daha birkaç sene önce keşfedebilmişlerdir. Bu mükemmel sistemi, bu sistem içindeki en küçük ayrıntınına kadar herşeyi yaratan, üstün, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah’tır.

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

Peki Vücudun İhtiyaç Duyduğu Nitrik Oksit‘i Nasıl Temin Edebilirim?

Kyani Nitro Fx sayesinde bu besin takviyesine sizlerde sahip olabilirsiniz.Detaylı bilgi için TIKLAYINIZ>> “Kyani Nitro FX”